Çok günahkar bir kul kendine hakim olamayınca irşad edecek bir mürşid aradı.Ona İbrahim Ethem hazretlerini haber verdiler,kalkıp huzura geldi;selam verdi,ayakta bekledi.Büyük Veli başını kaldırdı;onu dikkatle süzdükten sonra otur dedi ve sonra aralarında şöyle bir konuşma başladı;-”Bir arzun mu var?”
-”Evet,çok günahkar bir kul,nefsine hakim olamayan bir bedbaht,dünyanın peşine takılıp giden bir zavallıyım!”
-”Peki ama ne istiyorsun?”
-”Bütün bu kötü yollardan,biriken günahlardan kurtulmak istiyorum.Beni irşad ediniz…”
-”Dört söz söyleyeceğim.Bana söz ver;bunların birincisini kabul edersen ikincisini söyleyeceğim.Kabul etmediğin takdirde susup konuşmayacağım.Sözlerimin birincisinde gönül kapısını açıp evet diyecek misin?”
-”Diyeceğim.”
-”Allah’a isyan etmek istediğin zaman O’nun nimetini yeme,kendine başka bir nimet ara!”Adam şaşırdı ve dedi ki:
-”İyi ama,O’nun nimetinden başka nimet yoktur ki.”
-”O halde hem O’nun nimetini ye,hem de O’na isyanda bulun;insafın hakkı mıdır?”
-”Tamam,kabul ettim.Şimdi lütfen ikinci sözü söyle…”
İbrahim Ethem hazretleri devam etti:
-”Bir günah işlemek istediğin zaman Allah’ın müllkünün dışına çık,o günahı öyle işle!”
-”O’nun mülkünden başka bir mülk yok ki.”
-”Madem bunu biliyorsun;hem O’nun nimetini yersin,hem O’nun mülkünde oturursun,hem de O’na karşı günah işlersin.İnsafın hakkı bu mudur?”
Adam düşündü,doğru dedi ve ilave etti:
-”Peki efendi hazretleri,bunuda kabul ediyorum.Şimdi lütuf buyurun da üçüncüsünü söyleyin.”
-”Bir günah ya da kötülük işlemek istediğin zaman onu öyle bir yerde işle ki;Allah (c.c) görmesin!”
-”Efendim,Allah’ın nazarının dışında kalan bir yer yok ki!”
-”O halde,O’nun mülkünde,O’nun nimetiyle,O’nun nazarı altında günah ve isyanda bulunman doğru mu?İnsafına sığıyor mu?”
Adam irkildi ve için için düşündü,kendi kendine doğru söylüyor dedi.Hem nimetini ye ,hem mülkünde otur,hem de huzurunda günah işle bu olur şey değildir;
-”Bunu kabul ediyorum;kerem buyurun da dördüncüsünü söyleyin…”
-”Ölüm meleği sana geldiğinde O’na yalvar,de ki;işlerimi henüz düzene koyamadım,iç alemimi temizliyemedim.Rabbime karşı kulluk görevini yerine getiremedim;bana biraz mühlet ver…”
-”İyi ama,benim öğrenebildiğim kadarı ile ölüm meleği gelince hiç kimsenin gözünün yaşına bakmazmış.Ecel ne bir saat ileri ne de bir saat geri alınırmış…”
-”Madem bunu biliyorsun ve ecelin de ne zaman geleceği tesbit edilemiyor,gelince de kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor,o halde ne zaman doğru yola gireceksin,günahları bırakıp,tevbe ve istiğfarda bulunacaksın?Yaşın hayli ilerlemiş,belki ömrün üçte ikisini bulmuş;sıhhatin yerinde,akli meleken tam, ne zaman evet kulluk görevini yerine getireceksin….Adam bunuda kabul ettikten sonra hayli duygulandı ve İbrahim Edhem hazretlerinin mubarek ellerini tutup tevbe ve istiğfarda bulunmasının telkin edilmesini rica etti.Kalbi, Hakk’ın ruhuna mazhar olan,dudakları Peygamber(s.a.v) Efendimizin sünnetiyle ıslanan ve dili Kur’anı Kerim ile hareket eden Allah dostu İbrahim Edhem ona gereken telkinatı yaptı.Adam göz yaşları içinde gönülden tevbe ve istiğfarda bulundu ve sonra bir müddet bu büyük zata hizmette bulunmayı düşündü.Düşündükçe de aşkı arttı ve teklifini yaptı.İbrahim Edhem hazretleri bunu memnuniyetle kabul etti.Günlerce ona islam’ın feyz pınarından içirdi,kutsiyet bahçesinden güller toplayıp verdi.
İşte insanlığa hürmetin en güzel örneklerinden biri! Hem nimetin kutsiyetini, hem saygının derin manasını öğretti.Ne güzeldir nasihat eden, ne güzeldir nasihatı kabul eden.Zaten dünyaya gelişimizden maksat bir bakıma ilahi marifete erişmek,irfan ve insaf havası içinde O’na kulluk görevini yerine getirmektir.Kur’anı Kerim`de bu husus belirtilirken buyruluyor ki. ”Ben cinleri de,insanları da ancak bana kulluk etsinler, beni tanısınlar diye yarattım.” (zariyet suresi 56)
Rumuz;LALE
Kategorisi: Hikmet Incileri, Tasavvuf






















