• Haftanın Sözü

    İlim maldan hayırlıdır. Çünkü malı sen koruyacaksın, fakat ilim seni korur. İlim hakim, mal mahkumdur. Mal sarf etmekle azalır, ilim sarf etmekle çoğalır. Hz ALİ (RA)
  • Ne Zaman Yazdık

    Mart 2009
    M T W T F S S
    « Feb   Apr »
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  
  • Ne Konuda Yazdık

  • Üyelik

    Yeniliklerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin

Okuyoruz: Duvarların Arkasında, Müslüman Kadın

duvarlarin-arkasindaKİTAP: Duvarların Arkasında, Müslüman Kadın

YAZAR: Ayşe Böhürler

YAYINEVİ: TİMAŞ

 

İslam ülkeleri hemen her müslümanın ilgisini ve alakasını çeker. Bu ilgi önce harita üzerinde merak edilen ülkenin yerini bulmak ile başlar, sonra iklimi dahil her fiziksel özellik irdelenir. Ancak pek az kimse kendi çabaları ile o ülkelere gidip şahsi yakınlık ve tecrübe kazanabilir. Oysa bu gerekli ve en çok eksiğimiz olan bir konudur.

 

En kolay yol, bizden önce gidip görmüş, yazmış kimselerin eserlerini elde etmek ve okumaktır. Tek başına bir seyahat kitabı veya filmi bile bize epey şey öğretir.

 

Bugün bir seyahat kitabını tanıtacağız ama, gezilecek yerleri merak eden, keşfedilecek yeni sırlar arayan macera tutkuları için değil. Aklı başında sayılabilecek, bir fikri ve ideali olan insanları ilgilendirecek bir kitap bu. Ayşe Böhürler’İn Timaş’ta çıkan “Duvarların arkasında, Müslüman Ülkelerde Kadın”. İsminden dolayı bir yanılgıya düşmeden önce söyleyelim ki, sadece kadınlardan haber verdiği sanılsa da aslında Müslüman ülkelerin genel halini de anlatan bu kitap, beklenilenden daha önemli noktalara dikkat çekiyor.

 

Kitabın konusu, anlaşılacağı üzere, başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerindeki kadınlar, yaşam biçimleri, sosyal hayat içindeki konumları, sanat ve siyasetteki etkinlikleri, farklı kültür ve geleneklerin hayatlarına yansıması, sivil toplum kuruluşları ile ilişkileri, çalışma hayatında karşılaştıkları problemler, giyim tarzları, dünyaya bakışları yer alıyor. Her bir ülkede kadının durumu paradoksların ve kontrastların altı çizilerek çok yönlü bir şekilde anlatılıyor. Bu doğrultuda okuyucuda bu ülkelere karşı yeni bir ilgi ve heyecan uyandırmayı amaçlarken, bu ülkelerdeki kadınların kendilerine o kadar da yabancı ve uzak olmadığını göstermeyi hedefliyor.

 

Yazar anlatıyor: Umman’a gideceğiz dediğimizde herkesin ilk tepkisi “Umman mı nerede?” oldu. Körfez ülkelerinin en ucunda Arap denizi’nin Hint okyanusuna açılan kapısında yer alan Umman 2.5 milyon nüfusu ile sesiz sedasız bir ülke. Binlerce yıllık geleneklerini bozmadan çölde yaşayan, ama cip de kullanan maskeli kadınlar ile

Başkent Muscat’ın modern görünümlü kadınları geleneklerini korumakta hala çok ısrarlılar. Umman Sultanlığı’nda her şey Sultan Kabus’un 30 yıl önce iktidara gelmesiyle başlamış. Modern ve gelenekselin birleşiminden ortaya çıkan sessiz değişimi Ummanlı kadınlar anlattılar. Umman’da Başkent Muscat, Muscat’a 2 saat uzaklıkta bulunan geleneksel kasaba Nizwa ve çöl bölgesi Wahabi Sands’i ziyaret ettik.

 

Kitapta görülecei üzre, önce bahsedilen ülkenin özellikleri röportajların gerçekleştirildiği şehrin yapısı ve tabi konuşulan Müslüman kadınların özellikleri anlatılıyor. Mesela Umman’da Devlet Konseyi üyesi ile, daha sonra Umman Sultanlığı Kalkınma Planları Uygulama Komisyonu Başkanı ile, Umman günlük Observer Gazetesi Genel Editörü ile, Umman Sultanlığı Televizyonu Haber Müdürü ile, eczacılar, kadın derneği kurucuları, öğretim üyeleri, basketbolcu genç kızlarla gerçekleştirilmiş ilginç söyleşiler yer alıyor.

 

Kur’anda adı geçen Saba Melikesi Belkıs’ın ülkesi, Yemen’de durum nasıl diye, ilgili sayfayı merakla çevirdiğinizde yazarın şu sözleri ile karşılaşıyorsunuz: “Yemen kitabın şok edici ülkelerinden birisi. Çağlar arası yolculuk gibiydi. Kadınların en fazla sorunları olan ülke Yemen. Aynı zamanda kadınların kendilerini olduğu gibi gizlemeden ortaya koydukları bir ülke Yemen. Her kadının geçmişi mücadele dolu. Başarı öyküleri sıra dışı ve çok çarpıcı. Kadın hakları için mücadele eden Yemenli kadınların işi çok zor. Gat, peçe ve Sana’nın binlerce yıllık tarihi evleri ile sembolize edilen ülkenin, gizlenen ve gelenekler tarafından ezilen kadınlarının arasına girdik. Çarşafsız hatta peçesiz kadın görmek mümkün değil sokaklarda. Geçmişte kraliçeler tarafından yönetilen Yemen’de bugün isim sahibi kadınlardan söz etmek çok zor. Yasalar bazında var olan kadın-erkek eşitliği bir yana, pratikteki karanlık tablo diğer yana. Yemenli kadınlar iki dünya arasında kendilerini konumlandırmaya çalışıyorlar. Özgürlüklerini ve özgünlüklerini koruyarak. Yemen’de başkent Sana, Sana’ya 5 saat uzaklıkta bulunan ve ülkenin ilk başkenti olan Taiz ve ülkenin en güneyindeki en modern şehri Aden’i ziyaret ettik.

 

Yazarın görüş aldığı kadınlar ise söylediğinden daha başka bir duruma işaret ediyor. Zoru başaran kadınlar yok değil. Yemen İnsan Hakları Bakanı bir kadın mesela. Görüşülen diğerleri ise şöyle, Yemen Ulusal Kadın Komitesi Başkanı, Yemen Kadın Birliği Başkanı, Arap Kızkardeşler Forumu Başkanı, Aden Üniversitesi Kadın Araştırmaları ve Eğitim Merkezi Başkanı, Ressam, spikerlerden oluşan bir grup hanım.

 

Umman ve Yemen dışında Sudan, Lübnan, Mısır, Suriye, Endonezya, İran, Cezayir, Filistin, Ürdün, Pakistan ve Türkiyeden de örneklere yer veren kitap önemli bir açığı değerli bilgilerle dolduruyor. Özet olarak şu bilgiler verilebilir:

 

Filistin’de kadınlar işgal altındaki bir ülkede ayakta kalma mücadelesi veriyor. Halkın çoğunluğu savaşta kaybettikleri yakınlarının yasını tutuyor. Filistin’de kadınların sorunları, genel olarak işgal altındaki ülkenin sorunları ile iç içe geçmiş.

 

Cezayir’de ise güvenlik sorunları kadınların toplumsal hayata katılmasının önünde ciddi engeller oluşturuyor. Fransız – Arap- Müslüman kimliği arasında kalmış Cezayir’de kadınlar geleneklerin baskısı altında birçok temel özgürlükten de mahrum.

 

Malezya, Müslüman kadının modern hayatın merkezinde yer aldığı, toplumsal alanda kendini rahatça ifade edebildiği bir ülke. Pakistan, Yemen gibi ülkelerde ise kadınlar bir yandan geleneklerin baskısı altında ezilirken diğer yandan yoksulluk hayatlarını daha da zorlaştırıyor.

 

Geniş bir coğrafyadan derlenen onlarca karenin içinde en çok dikkati çekenlerden biri, hiç şüphesiz, Endonezya’nın ‘kadın egemen’ bir düzenin hakim olduğu, camilerinde erkekler için sığınma odaları bulunan Sumatra adası.

 

“Duvarların Arkasında” yalnızca belirli bir coğrafyada yaşayan kadınların hayatları ile ilgili bilgi vermiyor; aynı zamanda modernleşme ve İslam çizgisinde kadınlar üzerinden Müslüman ülkelerin toplumsal değişim sürecinin analiz edilmesine katkı sağlayacak veriler sunuyor. Bu haliyle önemli bir bilgi ve tecrübe kaynağına dönüşen kitabın, pek çok okurun hayatında yeni bir şeylerin olmasına kapı açacağı kesin.

Serpil ÖZCAN

2 Yanıt

  1. sa Serpil Hanim istifademize sundugunuz icin cok tesekkur ederim InsaALLAH ilk firsatta edinecegim bu kitabi. Sevgiler

  2. Ayşe Böhürlerı az çok tanıyoruz. Kitabıda ilginç geldi en kısa zamanda okumak nasip olur ıns. saol küçük teyzem ..

Yorum Yapın